Site Haritasi
Spor Toto Süper Lig
Referandum Sonuçları
haber
HABER ARAMA
Web Haber     haber ara
Anasayfa
Türkiye
Siyaset
Spor
Teknoloji
Dünya
Ekonomi
Sağlık
Yaşam
Sanat
Eğitim
Haber Detay

4 Şubat Dünya Kanser Günü

4 Şubat Dünya Kanser Günü'nde Türkiye kanser gerçeğiyle yüzleşiyor Farkındayız, Kanseri Yeneceğiz Kanser sıklığını azaltmak için üç noktaya dikkat edi

4 Şubat Dünya Kanser Günü
Dünya Kanser Günü
4 Şubat Dünya Kanser Günü'nde Türkiye kanser gerçeğiyle yüzleşiyor
Farkındayız, Kanseri Yeneceğiz

Kanser sıklığını azaltmak için üç noktaya dikkat edilmesi gerekiyor. Sigarasız bir hayat, sağlıklı beslenme ve spor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2008 yılında tüm dünyada 12.4 milyon yeni kanser vakası, 25 milyon kanserle yaşayan hasta sayısı ve 7,6 milyon kansere bağlı ölüm gerçekleşmiştir. Kanser vakalarının yarıdan fazlası ve ölümlerin % 60'ı az gelişmiş ülkelerde meydana gelmektedir. 2000-2007 yılları arasında kanserden ölen kişi sayısı % 32 oranında artmıştır.

Ülkemizde son yıllarda giderek yoğunlaştığımız kayıtçılık çalışmaları neticesinde uluslararası kuruluşlarca kabul edilmiş, güvenilir kanser verilerimiz bulunmaktadır. Kanser verilerimizin kalitesindeki artışa paralel, yıllar içerisinde ülkemizdeki kanser insidansında da bir artış görülmektedir. Örneğin kayıtçılığa ilk başladığımız 2000 yılında erkeklerdeki kanser insidansımız her 100.000 kişide 78 iken, bu rakam son verilerimizde 244'e kadar yükselmiştir. Bu aslında gerçek bir kanser salgını olmayıp, Bakanlığımızın son yıllarda kanser kayıtlarına verdiği önem sonucu kayıtlarımızın daha güvenilir hale gelmesi ve kanserli olgularımızın daha iyi belirlenerek kayıt altına alınabilir olmasındandır.

Ülkemizde en son verilere göre, kanser insidansımız her 100.000 kişide 229'dur. Başka bir deyiş ile, her yıl, her 100.000 kişinin 229'un yeni kanser teşhisi konulmaktadır. Genel olarak kanser, erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ülkemizde en sık görülen kanser akciğer kanseridir ve yılda 50.000 yeni olgu bu ölümcül kanserle karşı karşıya gelmektedir. Kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseri olup, yılda 16.000 vatandaşımıza meme kanseri teşhisi konmaktadır.

Öte yandan, kanser insidanslarımızdaki artış sadece kayıtçılık verilerimizin düzelmesi ile ilişkili değildir. Stres, sanayileşme, giderek artan sigara ve alkol kullanımı, beslenme ve çevresel faktörlere bağlı olarak da kanser insidansımızda gerçek bir artış da söz konusudur. Şu an genel kanser sıklığı 100.000'e 229 iken, bu hızlı artış devam ederse, kanser insidansımız 2030‘lu yıllarda 2 misli artacak ve 100.000'de 450'lere yaklaşacaktır. Bu projeksiyon kapsamında, ülkemizin geleceğine yönelik bazı önleyici faaliyetleri de başlatmak zorunluluğundayız.

Ülkemizde kanser konusunda yapılan sağlık harcamaları da pek çok Avrupa ülkesinin önünde yer almaktadır. Kanser için yapılan harcama bazında ülkemiz Avrupa Birliği ülkeleri arasında üçüncü sıradadır. Burada sosyal devlet anlayışı içerisinde kanserli hastaların tüm masraflarını karşılamamızın önemli bir rolü vardır. Gelişmiş pek çok Batı toplumunda kanserli tüm hastalar tedavi masraflarına aktif katılım göstermekteyken, ülkemizde en ufak ücret talebi yapılmamaktadır. Bu mali yükü uzun sürede azaltacak tedbirler alınması da önem taşımaktadır. Şu an ülkemiz kanser tedavisine doğrudan harcamalar ile yıllık 2,5 milyar dolar ödemektedir.

Eğer, hiçbir önlem alınmazsa, 2030'lu yıllarda kansere harcanan para 12 milyar dolara kadar çıkabilecektir. Her ne kadar bu tür önlemler sonuçlarını en az 15 sene sonra gösterecek olsa da, ülkemizi bekleyen tablo bu tedbirlerin hızla yaşama geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Ülkemizin önemli bir özelliği de hem Avrupalı hem de Asyalı olmamızdan kaynaklı, kanser çeşitliliğimizde de önemli bölgesel farklılıklar görülmesidir. Örneğin, sanayileşmiş bölgelerimizde serviks, over gibi genital kanserler daha sık iken, Akdeniz yöresinde cilt kanserleri, Doğu Anadolu bölgemizde de İran ve Kafkas toplumlarına benzer olarak mide kanseri daha sıktır. Karadeniz yöresinde yoğun görülen guatr olgularına bağlı olarak, tiroid kanserlerinde bir artış dikkati çekmektedir. Nevşehir ve yöresinde eriyonit maruziyetine bağlı endemik mezotelyoma görülebilmektedir. Ayrıca bazı bölgelerde kanserler daha sıklıkla erken evrelerde görülürken, bazı bölgelerimizde ise daha geç evrelerde teşhis edilmektedir. Yani, hem bir yandan global kanser önleyici tedbirleri almamız gerekirken diğer yandan da ulusal ve kendi şartlarımıza uygun tedbirler almalıyız.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi, aktif ve uluslararası işbirlikleri içerisinde bulunan bölümlerimizdendir. Kanserle Savaş Dairesi, bu kapsamda 20'nin üzerinde uluslararası kurum ve kuruluş ile işbirliği içerisinde çalışmakta, diğer ülkelerdeki kanser konusunda her türlü gelişmeyi yakından takip etmekte ve en kısa sürede ülkemize ulaşmasını sağlamaktadır.

Kanserle Savaş Dairesi ülkemizin önde gelen bilim adamları ve sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek Dünya Sağlık Örgütü ile önümüzdeki beş yıl içerisinde uygulanacak olan Ulusal Kanser Kontrol Programımızı hazırlamıştır. Bu program oldukça geniş kapsamlı olup, kanser kayıtçılığı, önleme, erken teşhis, tedavi ve palyatif bakım gibi başlıklar altında bir dizi yapılacak eylem planı içermektedir. Kurumlararası iletişim ve işbirliği, kanser kontrol programımızın başarısında oldukça önemlidir. Yurdun dört bir yanında kurduğumuz Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerimiz (KETEM), uluslararası örnek model olarak gösterilmektedir. Şu an 120 tane olan KETEM birimimizi, önümüzdeki 5 yıl içerisinde 285'e çıkararak, ülkemizin dört bir yanında davet usulü ile tüm vatandaşlarımızın kanser taramalarının gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Öte yandan, ülkemizin önemli eksikliklerinden biri olarak gördüğümüz palyatif bakım konusunda da önemli atılımlar bizleri beklemektedir. Son dönem terminal hastalarımızın en temel ihtiyacı olan hayat kalitelerinin yükseltilmesi için beslenme, ağrı gibi temel sorunlara yönelik bir dizi önlem planlanmıştır.

Kanseri önleme konusunda özellikle çevresel etkenler üzerinde önemli bazı atılımlarda bulunulmuştur. Örneğin, Nevşehir yöresindeki bölgesel erityonit bölgesindeki hastalarımıza yeni istihdam yerleri açılmış ve risk altındaki yöre insanı yeni risksiz bölgelere taşınmıştır. Ayrıca, bu bölgede Uluslararası Bilim Adamları ile Mezotelyoma Erken Teşhis ve Genetik Çalışma Merkezi kurulmuştur. Ülkemizdeki su kaynaklarındaki arsenik oranları periyodik olarak takibe alınmış ve yeni temiz su kaynakları araştırmalarına başlanmıştır. Afşin, Muğla Yatağan gibi bölgelerde termik santrallerin çevreye olan etkilerini azaltmak için çalışmalar yürütülmektedir. Dilovası bölgesinde sanayileşmeye bağlı kanserojen etkilerin izlenmesine yönelik merkezler kurulmuş olup, pek çok ilgili kurum ve kuruluş ile temasa geçilmiştir. Karadeniz Bölgesi'nde 1996 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santral kazasının tüm etkilerini araştıran bir çalışma sonuçlanmıştır. Elektromanyetik dalgaların etkilerine yönelik bir taslak yönetmelik hazırlanmış olup, ilgili Bakanlıklarla çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca, pek çok diğer ağır metal ve kanserojen maddelere karşı önleyici tedbirler alabilmek için ilgili kurum ve kuruluşlar ile temaslar başlatılmıştır. Obeziteye yönelik eylem planları geliştirilerek ülkemizde obezite taraması yapılması, yanı sıra ilkokullarda yapılacak tarama sonrası uygun beslenme alışkanlıklarını kazandırmaya yönelik eğitimler planlanmıştır. Ayrıca, kurulan bir platform ile medyatik isimler ile akademik hocalarımızın yan yana gelmeleri ve sağlıklı beslenme konusunda halkımıza yönelik yapılan kirli medyatik bilgilendirmelerin sona ermesi için çalışmalar geçen yıl ilk defa olmak üzere başlatılmıştır.

Pek çok kez, medyada yer bulmuş olan, rahim ağzı kanserine yönelik önleyici aşılar, bugün birçok gelişmiş ülkede bile devlet geri ödenmesinde değildir. Ancak buna rağmen, Kanserle Savaş Dairesi gerekli çalışmaları başlatmıştır. Hem servikal kanserin ulusal taramada HPV testinin kullanılmasına yönelik hem de tüm hedef bayan nüfusumuza ücretsiz HPV aşılanmasının sağlanması için önemli çalışmalar başlatılmıştır. Sonuçlar, ülkemiz şartları için uygun olursa, bu sene içerisinde de bu konuda gelişmeler olacaktır.

Bu yıl en önemli önleyici tedbir tütün ve pasif içicilikle mücadele konusunda verilmiştir. Ülkemiz bu yasayı en önce çıkaran ve uygulayan ülkeler arasına girmiştir. Bugün pek çok devlet bizi takiben benzer yasaları çıkarmaktadır. Bu yasa günü kurtarmaya yönelik popülist yaklaşımdan çok, uzun dönemde fayda sağlayacak ve gelecek nesillerimize parlak ve temiz bir gelecek sağlayacak bir atılımdır.

Kanser taramacılığı konusunda da, gerçekten pek çok uluslararası kurumca örnek gösterilen KETEM'ler kurulmuştur. Şu an için 120 tane KETEM'imiz bulunmaktadır. Bu merkezlerde hastalarımıza ücretsiz kanser taraması, kanser ve beslenme eğitimleri verilmektedir. Son iki yıl içerisinde ulusal meme, serviks ve kolorektal kanser tarama standartlarımızı yayınlanmıştır ve başta gelen eleştirilere rağmen bugün pek çok ülkenin bizim standartlarımıza yaklaştığı görülmüştür. Bugün her ilimizde bulunan KETEM'lerimiz toplum bazlı kanser taraması için evlere mektup göndererek halkımızı davet etmektedir. 2015 yılına kadar toplumun % 70'inin taranması bitmiş olacaktır. Servikal ve meme kanserleri dışında bu yıl, kolon kanserleri taramalarına da ülke çapında başlanacaktır. 2010 yılı içerisinde, yapacağımız eğitimler ve sertifikalandırmalar neticesinde, her bir KETEM'i aynı zamanda ücretsiz hizmet veren bir sigara bıraktırma merkezi haline getirmeyi düşünmekteyiz.

Palyatif bakım kapsamında ülkemizde özellikle kanserli hastalarımızın kullanabildiği morfin çeşitleri, morfine ulaşım kolaylığı konularında bazı girişimler planlanmıştır. Ne yazık ki ülkemiz, tüm dünyada kullanılan morfinin % 80 oranında ham maddesini üretmekteyse de, kişi başı morfin kullanım oranlarımız pek çok ülkenin gerisindedir. Bu kapsamda, doktorlarımızın eğitilmesi, hastaların da morfine daha kolay ulaşabilmelerini sağlayacak bir seri önlemler alacağız. Öte yandan, özel eğitim almış doktor ve hemşirelerimiz, başta ağrı olmak üzere pek çok farklı semptomu olabilen son dönem kanserli hastalarımıza evde bakım hizmeti sunacaklardır. Böylece, bu evredeki hastalarımız son dönemlerini hastane koridorlarında ve sıralarda geçirmek yerine evlerinde değerlendirilip gerekli semptomatik tedavileri verilecektir. Palya-Turk olarak nitelendireceğimiz bu proje içerisinde pek çok sivil toplum örgütünü de beraber çalışılacak kurumlar olarak görmekteyiz.

Hasta ve hasta hakları da kanser konusunda çok önemlidir. Bu açıdan, pek çok hasta hakları savunuculuğu yapan derneklerimiz bir araya gelmiş ve temsilcilerini de Ulusal Kanser Danışma Kurulumuz içerisine almış bulunmaktayız. Bu nedenle, hastalarımızın bu dernekler aracılığı ile şikayetlerini üst düzey Bakanlık yetkiliklerine aktarması kolaylaşmıştır.

4 Şubat "Dünya Kanser Günü" nedeniyle bu bilgileri sizlerle paylaşıyoruz ve Dünya Sağlık Örgütü'nün bu yılki sloganını hatırlatmak istiyoruz:

"Kanser Bile Önlenebilir"


Dünya Kanser Günü google ara


Dünya Kanser Günü google haber ara

07 Subat 2010 19:57 Tarihli haber

facebook Twitter Bookmark digg it digg it Google kaydet! stumbleupon
Çıktı Yukarı Çık
Baslik:
Metin: /500


Yorumlar ___________________________________________________________________